Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Brandenburg Tor

Tor’u Almanca’dan çevirdiğimizde karşımıza “Kapı” olarak çıkmaktadır. Bir diğer eş anlamlı kelimesi olan “Tür” de kapı anlamına gelmektedir. Bildiğimiz oda kapılarından bahsediyorum elbette. “Tor” ise daha çok kale kapısı, şehir kapısı anlamında kullanılmaktadır. Tıpkı İstanbul’da ki Edirnekapı, Diyarbakır’daki Dağkapı gibi nitelendirebiliriz Brandenburg Tor‘u. Alman Heykeltraş  Johann Gottfried Schadow tarafından barışın sembolü olarak tasarlanmış, 1788-1791 yıllarında tamamlanmıştır. Daha çok Hitler döneminde sembolize edilen kapı, Nazi Partisinin sembolü olarak da kullanılmıştır.

Brandenburg Tor’un üzerinde Quadriga denilen (Olimpiyat oyunlarında yan yana koşan dört at tarafından çekilen arabadır. Quadriga’lar aynı zamanda zafer alaylarının simgesidir.) sembol bulunmaktadır.  İlk başlarda Barış‘ın sembolü olarak tasarlanan Brandenburg Tor, 1806 yılında Napolyon‘un Prusya‘yı yenmesi üzerine Fransa‘ya götürülmüş. Ancak sonradan Mareşal Gebhard von Blücher tarafından geri alınmıştır. Barışı sembolize eden Quadriga çelengi demir haç ile değiştirilmiştir.

On iki sütuna sahip olan Brandenburg Tor, altı giriş ve altı çıkış kapısına sahiptir. Bugün trafiğe kapalı olan yapı, yapıldığı yıllarda toplam beş yol oluşturmaktaydı. Bunlardan en dış kapılar vatandaşlara, ortadaki kapılar ise kraliyet ve önemli trafik geçişlerine ayrılmıştı. İkinci dünya savaşında ciddi zarar gören yapı, en son 21 Aralık 2000‘de altı milyon euro’ya yenilenmiştir.

Doğu-Batı Almanya döneminde Brandenburg Tor, Doğu Almanya tarafında kalmıştır. Şuan Berlin‘in Mitte bölgesinde Pariser Platz‘da kalan yapı, ziyaret edilecek popüler noktaların başında yer almaktadır. Hafta sonları yoğun ziyaretçi akınına uğramaktadır. Özellikle yeni yıl, önemli gün kutlamaları bu alanda görkemli bir şekilde yapılmaktadır.

İkinci dünya savaşı dönemine ait okuduğum kitaplar, izlediğim filmleri göz önüne alınca Brandenburg Tor’u gerçekten oldukça önemli bir sembol olarak görüyorum. Özellikle Nazi döneminde ikonlaşması, bir döneme damga vuran partinin sembolü haline gelmesi dolayısıyla bende ciddi hayranlık uyandırmıştır. Bugün Almanya yada Berlin denilince aklıma ilk gelen yapıdır. Unter den Linden caddesinden yürüyerek yolun sonunda sizi ihtişamıyla karşılayan bu yapıyı mutlaka ziyaret etmeniz gerekliliğini hatırlatıyorum, görmeden dönmeyin diyorum 🙂

1 Cevap
  • Aleyna Sur
    Ağustos 12, 2017

    İngilizce’de de Brandenburg Gate diye geçiyor.

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir