Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Klingsor’un Son Yazı

Posted on 0 0

Belki de içine doğmuştu son yazını yaşayacağı… Kim bilebilir ki… İçimizi bazen tuhaf bir heyecan, hüzün kaplar, nedensiz. Klingsor da bunu hissetmişti sanırım. Tüm bir yaz boyunca artık yolun sonuna geldiğini, her şeyin yazın bitmesiyle sona ereceğinin farkındaydı. Elbette bu farkındalığı bir yanda; Steve Jobs’un dediği gibi; “Her gününüzü, son gününüzmüş gibi yaşayın, bir gün haklı çıkacaksınız” deyimiyle örtüşüyor. Ressam Klingsor da tıpkı bu düsturla ilerliyordu. Kırk iki yaşındayken, ömrünün son yazını, gençlik yıllarında sevmiş ve sıkça ziyaret etmiş olduğu Pambio, Kareno ve Laguno yakınlarındaki güney bölgelerinde geçirdi ve 1962’nin Eylül’ünde İsviçre’nin Montagnola kasabasında öldü.

Klingsor’un Son Yazı Kitap Konusu

Klingsor; İnsan, kısacık hayatı boyunca zevk alabilirdi, yaratabilirdi, ama şarkıları hep birer birer söylerdi, senfoninin tamamı hiçbir zaman yüzlerce sesiyle ve çalgısıyla aynı anda çalmazdı diyerek hayatı özetliyordu. Aslında kitabı okuduğunuz gün içerisindeki zaman dilimi, eşlik eden müzik veya ruh haliniz oldukça farklı anlamanızı sağlayacaktır. Nasıl okursan farklı bir anlama ulaştıran bir kitap.

Hayatın kısa sürede ve altın tepside insana sunulduğunu, insanoğlunun ise bunun farkında olmadığını belirtiyor ve ekliyor;

“Hayat şimşek gibi geçer,
Göremeyiz bile,
Öylesine az sürer parıltısı,
Yeryüzü ve gökyüzü sonsuza kadar
Hareketsiz kalırlarsa,
Değişen zaman insanların yüzlerinden ne kadar hızlı geçer,
Sen, dolu kadeh önünde oturan
Ve içmeyen sen.
Söyle bana, kimi bekliyorsun?”

“Daha bu sabah saçların siyah ipek gibi parlıyordu,
Akşam, üstlerine kar yağmış,
Canlıyken ölüm döşeğinde acı çekmek istemeyen,
Kaldırsın kadehini ve ay’ı davet etsin
Kendisine katılmaya”

Yaşanılan veya uyandığımız her günün anlamını bize kavratmaya çalışan Klingsor, anı yaşamanın ve günü anlamlı kılmanın önemine de değiniyor sözleriyle; “Bu günü hiçbir zaman tekrar yaşamayacağız, onu yemeyen, içmeyen, tatmayan ve koklamayana bu gün sonsuza dek ikinci bir kez sunulmayacak.” Ayrıca bu kısa zaman diliminde Klingsor; yaşanılan günün öneminin yanında çocuk ve anneye olan önemene de değiniyor;

“Hayatın ağacından
yaprak yaprak
düşüyor baş döndürücü rengarenk dünya,
nasıl da doyuyorsun,
nasıl da doyurur ve yorarsın,
nasıl da sarhoş edersin!
Bugün ışıldayan
Yarın sönecektir.
Yakında rüzgar
Kara topraklı mezarımın üzerinde
takırdayacaktır,
Annesi küçük çocuğun
Üzerine eğilecek.
Onun gözlerini yine görmek isterdim,
Onun bakışı benim yıldızım,
Başka herşey silinip yok olabilir,
Herşey ölür, seve seve ölür.
Kendisinden ürediğimiz
ölümsüz anne kalır yalnızca.
Oynaşan parmağı
adımızı yazar geçici havaya.”

Aslında bir çok anlamlandırma bu kitapta bana bir başka geldi, etkileyiciydi mesela anneyi tanımlaması “Herşey ölür, seve seve ölür. Kendisinden ürediğimiz ölümsüz anne kalır yalnızca.” gibi. Bir çok örnek bulmak mümkün kitapta…

Yapı Kredi Yayınları’ndan ve İlknur Özdemir’in çevirisini yaptığı Hermann Hesse‘nin Klingsor’un Son Yazı tamamen sizin konumlandırmanıza bağlı bir kitap, dilerseniz işini çok iyi yapan bir ressamın hayata bakış açısı, dilerseniz zamanın değerini bilen bir ressam gibi gibi… hangi yönden ele alırsanız alın, sizi gerçekten doyuracak bir eser.

Keyifli okumalar dilerim 🙂

Henüz yorum yapılmamış

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir