Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Önünden Geçip Gitmek Üzerine

Önünden Geçip Gitmek Üzerine – Bir pazarın önünden başlayıp, ormanları, şehirleri geçen Zerdüşt‘ü anlatıyor Nietzsche, “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabında. Bölümler halinde Zerdüşt’ün karşılaştığı insanlarla arasında geçen diyalogları ve üstün-insanı anlatan Nietzsche; Önünden Geçip Gitmek Üzerine adlı bölümde şehrin girişinde karşılaştığı deli ile arasında geçen diyaloğu içeriyor. Delinin büyükşehir hakkında söyledikleri gerçekten kayda değerdir. Eğer bir büyükşehirde yaşıyorsanız tamamı size tanıdık gelecektir. Anlattıklarının tamamını görmek, yaşamak veya yanından geçmek mümkün. Her ne kadar “Önünden Geçip Gitmek Üzerine” diye başlık atıldıysa da Büyükşehrin yaşantısını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor Zerdüşt.

Önünden Geçip Gitmek Üzerine

Zerdüşt, böyle sayısız halkın ve şehrin arasından yavaş yavaş dolanarak, kendi dağına ve mağarasına döndü, dolambaçlı yollardan. Gel gör ki, kendisini ansızın büyük şehrin girişinde buldu: ama burada kollarını açmış, ağzı köpük içinde bir deli önüne fırladı ve yolunu kesti. Ama bu deli, halkın “Zerdüşt’ün Maymunu” dediği kişiydi: çünkü Zerdüşt’ün konuşma ve söyleyiş biçiminden bir şeyler kapmıştı ve belli ki Zerdüşt’ün bilgelik hazinesinden ödünç almayı da seviyordu. Bu deli şöyle konuştu Zerdüşt’le:

“Ey Zerdüşt, burası büyük şehirdir; burada bir şey bulamazsın ve her şeyi kaybedersin sen. Neden bu çamurdan yürümek istiyorsun? Ayaklarına acısana! En iyi şehrin kapısına tükür de – geri dön! Burası bir cehennemdir münzevi-düşünceler için: burada büyük düşünceler diri diri haşlanır ve ufalıncaya kadar pişirilir. Burada çürüyüp gider tüm büyük duygular: burada sadece kuru kemik gibi kalmış duygular takırdar! Tin mezbahalarından ve mutfaklarından gelen kokuyu duymuyor musun? Bu şehirde boğazlanmış tinlerin dumanı tütmüyor mu? Ruhların gevşek, kirli paçavralar gibi asıldığını görmüyor musun? Bir de gazete yapıyorlar bu paçavralardan! Tinin burada bir sözcük oyunu haline geldiğini duymuyor musun?

İğrenç sözcük bulaşığı kusuyor tini – Ve bir de gazete yapıyorlar bu sözcük bulaşığından. Birbirlerini kovalıyorlar, ama bilmiyorlar nereye? Birbirlerini kızıştırıyorlar, ama bilmiyorlar neden? Tenekeleriyle tangırdıyor, altınlarıyla şıngırdıyorlar. Üşüyorlar ve yanık sularda ısınmaya çalışıyorlar; kızışıyorlar ve donmuş tinlerde serinlemeye çalışıyorlar; hepsi mustarip ve müptela olmuştur kamuoylarından. Tüm zevklerin ve günahların yuvasıdır burası; ama erdemliler de vardır burada, usta işi, işe yarar sayısız erdem vardır: çok sayıda usta işi erdem vardır, kalem tutan parmakları ve oturmaya ve beklemeye dayanıklı kaba etleri olan; küçük göğüs yıldızlarıyla ve altları yastıklarla desteklenmiş, makatsız kız evlatlarla kutsanmıştır bunlar.

Burada dindarlık çoktur ve tanrının sürüleri önünde bol bol salya-yalayıcılık ve yaltakçılık da vardır. ‘Yukarıdan’ aşağıya damlar yıldız ve inayetli salya; yukarıyı özler her yıldızsız göğüs. Ayın kendi sarayı vardır ve sarayın da ayran budalaları vardır: ama saraydan aldığı her şeye dua eder bu dilenci halk ve her türlü usta işi dilencilik-erdemi. ‘Hizmet ediyorum, hizmet ediyorsun, hizmet ediyoruz’ – böyle dua eder bütün usta işi erdemler hükümdarlarına: sonunda hak ettiği yıldız dar göğsüne konsun diye! Oysa ay dünyevi olan her şeyin çevresinde döner; hükümdar da en-dünyevi olanın çevresinde dolanır işte böyle: buysa tüccarların altınlarıdır işte. Sürülerin tanrısı külçe altınların tanrısı değildir; hükümdar düşünür, oysa tüccar – güder!

İçindeki ışıklı, güçlü ve iyi olan her şeyin adına, Zerdüşt! Tükür bu tüccarların şehrine ve geri dön! Burada çürük, ılık ve köpüklü kan akar damarlarda; tükür bütün rezilliklerin bir arada köpürdüğü büyük bir çöplük olan bu büyük şehre! Tükür bastırılmış ruhların ve dar göğüslerin, alaycı gözlerin, yapışkan parmakların şehrine- yapışkanların, utanmazların, kalem oynatanlarla lafebelerinin, azgın hırslıların şehrine: Ne kadar çürümüş, kokuşmuş, şehvetli, karanlık, vıcık vıcık, irinli, entrikacı varsa, hepsinin bir araya toplandığı bu şehre: – tükür bu büyük şehre de geri dön!”

Henüz yorum yapılmamış

Ne düşünüyorsun?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir