Kaçak ve Sahaf Mendel

Kaçak ve Sahaf Mendel’in yazarı olan Stefan Zweig‘dan daha önce Satranç‘ı okumuş biri olarak bu kitap için de sarsıcı bir son beklentisine girdiğimi belirtmeliyim. Hangisinin daha önce yazıldığını bilmiyorum ama muhtemeldir ki Satranç kitabı, Stefan Zweig’ın ustalık eseridir diye düşünüyorum. Kaçak ve Sahaf Mendel kitabı, adından da anlaşılacağı üzere iki başlık içermektedir. Bir solukta okuyup bitirilecek türden. Elbette bitirdiğimde, durup kendime kendime “ne oldu?” diye sorusunu sormama neden oldu. Yani “sonuç ne?” nasıl bir ders çıkarmalıyım diye kafamda sorular. Düşündürdü doğrusu.

Kaçak ve Sahaf Mendel Kitap Konusu

Kaçak ve Sahaf Mendel’in kitap konusuna bakacak olursak; Kaçak olan Boris adlı bir Rus’un Cenevre Gölü etrafında balık tutmaya çıkmış bir balıkçı tarafından çırılçıplak sandala benzer, tahta parçalarının üzerinde bulunmasıyla başlıyor. Günlerdir yollarda olan Boris ailesine, ülkesine kavuşmanın isteği ile yanıp tutuşuyor. Kendisini bulan balıkçı tarafından kıyıya çıkarılan Boris; kimsenin dilini anlamadığı bir yabancıdır. Polis, halk hiçbir şekilde Boris ile iletişim kuramıyordu. Ta ki bir otel çalışanının kendisiyle İngilizce, Almanca, İtalyanca konuşmasından sonra Rusça konuşması sonucu Rus olduğu anlaşılıyor.

Boris; savaştan kaçarak yürüyerek, yüzerek, bir şekilde evine, ailesine ve çocuklarına kavuşmayı düşlüyor. Fakat kendisini bulanlar ve polis, bunun kolay olmayacağının farkına varıyor. Koca yerde sadece otel çalışanıyla konuşabilen Boris her seferinde kendisine “Evime ne zaman gidecem, evim çok uzak mı?” sorularını yöneltiyor ve maalesef istemediği “Gidişin belirsiz, evin ise çok uzak” cevabını alıyor.

Bu cevaplara ve ailesinin hasretine dayanamayan Boris, kendisine giydirilen ceket ve pantolonu düzgün bir şekilde katlayıp sahil kenarına bıraktıktan sonra, yine çırılçıplak soğuk sulara atlayarak evine doğru yüzmeye başlıyor. Lakin kendisini bir sabah çırılçıplak gölün ortasında bulan balıkçı bu sefer cesedine ulaşıyor.

Konu tıpkı benim bitirdiğim gibi bitiyor. Hikaye çok kısa ve çok yüzeysel mesajı ise bence oldukça derin ve uzun. Okuduktan ve üzerine düşündükten sonra mutlaka bana hak vereceksiniz.

Sahaf Mendel ise hayatını kitaplara adamış, sabah kitaplar ile uyanıp akşam kitaplar ile uyuyan ve bundan ekonomik bir beklentisi olmayan Mendel’in hikayesini anlatıyor. Yaşadığı şehrin kitap üzerine ihtisas yapmış adamı olarak biliniyor. Elindeki kitapları satmak isteyenler ile aradığı kitabı bulamayanlar soluğu Sahaf Mendel’in yanında alıyor. Sahaf Mendel ise en çok eski kitapları seviyor, eline nazikçe alıyor, yapraklarını tek tek geziyor… bir hazine bulmuşcasına seviniyor.

Lakin o dönemde savaş başlamış Sahaf Mendel ise aboneliği olan İngiltere, Fransa gibi ülkelerdeki dergilere uzun zamandır parasını ödemiş olmasına rağmen son sayılarının ulaşmadığı bildiren mektuplar gönderiyor. Bu mektuplara başta aldırış etmeyen posta memurları daha sonra durumdan şüphelenip Sahaf Mendel’in ajan olabileceği üzerinden hemfikir oluyorlar. Bir sabah polis memurları gelip, dünyadan bir haber, kendi dünyasında yaşayan Sahaf Mendel’i alıp götürüyorlar.

Kaçak ve Sahaf Mendel Kitap Yorumu

Kaçak olan Boris; aileye, ülkeye daha açıkçası sevdiğine kavuşmak, ulaşmanın hikayesini anlatıyor. Bu özlem öylesine büyümüş ki içinde “siz yolun ne tarafta olduğunu söyleyin, ben yürüyerek giderim” demesi açıkçası beni benden almıştır. Nitekim aklına gitmeyi koyan; ülkesini, ailesini bir an olsun aklından çıkarmayan Boris’in azmi takdire şayandır. Lakin sonu maalesef hüzündür.

Çok sevdiği kitaplarından, evi gibi benimsediği dükkanından koparıp götürülen Sahaf Mendel ise gittiği yerde kimseyle de tek kelime konuşmuyor. Kitap okurken gözünden çıkarmadığı gözlük artık yerle bir ve tuz-buz olmuştur. Hazin bir sonra ölümü gerçekleşiyor Sahaf Mendel’in. Özetle kitapta belirtildiği gibi “Savaşın kültüre barbar saldırısı” olarak gerçekleşiyor hikaye. Durup, düşününce yaşanılan bu dünyada bu olayın yaşanma ihtimali nerden baksan %100. Bu hayatta böyle bir insanın geçmiş olma gerçeği, olayın gerçekliği resmen yaşanılan yerde buz gibi rüzgarlar estiriyor. Üşütüyor insanı.

Şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Bakalım siz neler hissedeceksiniz, düşüneceksiniz kitabın sonunda…

OKUMA TAVSİYESİ

Bir Köpeğin Araştırmaları

Liseden biliriz ki; ister bir makale olsun ister kompozisyon olsun isterse kitap olsun belirli bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir