Aşkın Metafiziği

Aşkın Metafiziği

Aşkın Metafiziği kitabını okumaya başlarken kadın için ne denli bir portre çizmişsem Arthur Schopenhauer, hepsini alaşağı etti. Acaba yaşadığı dönemde kadınlar, çok mu özgür çok mu toplumu yönlendiriyor ve negatif yönde etkiliyordu diye sormaya başladım.

Schopenhauer, doğu kültüründe kadının yerine daha bir saygı gösteren türde yaklaşımları olduğunu söyleyebilirim. Kadını tamamen doğu kültüründeki gibi sadece “Kadın” olarak görmektedir.

Yaşadığımız dönemde kadınların iş hayatına, hayata, ekonomiye daha fazla katkı sunmalarını isterken ve beklerken yani daha fazla özgür birey olmasını düşünürken Arthur Schopenhauer bunun tam zıttı bir düşünce belirtmiştir.

Dayandığı noktaya bakacak olursak, tamamen temel anlamda kadın ve erkeği ele alması (kitap daha yoğun şekilde kadını anlatmaktadır) bunda büyük rol oynamıştır diye düşünüyorum. Kitabın adı olmazsa, yazarı anonim kalsa bu şekilde tamamen düz mantık ile bir din adamı tarafından yazıldığı düşüncesine kapılabilirdim.

Elbette sadece temel anlamda “kadın” cinsiyeti üzerinden değerlendirmemiş. Olaylara bakış açısı, tepkisi, düşünce dünyası üzerine de açıklamalarda bulunmuş. Bazı bölümlerinde ise acımasızca eleştirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Kitabın içeriği hakkında hiçbir bilgim olmadan, okumak istediğimi ve kitapta geçen kadın nedir, nasıl düşünür, nasıl tepki verir, öncelikleri gibi konu başlıklarını merak edenlere Aşkın Metafiziği “Mavi Çatı Yayınları”ndan okumayı elbette öneririm.

Arthur Schopenhauer Aşkın Metafiziği

Aşkın Metafiziği Kitap Alıntıları

“Birbirlerine en çok teshir edenler (büyüleyenler) birbirlerini en çok itmam edenler (tamamlayanlar)’dır.

“İrade; yaşamı sağlayan bir enerjinin kendisidir. “

“İnsanın tamamen kontrolsüz bir biçimde irade içinde hareketi; uygarlıkları, acıları ve kötülüğü doğurmuştur.”

“İrade hep ister, yaşam için talep eder.”

“Kadınlar zihinsel olsun bedensel olsun, büyük işler için yaratılmamışlardır.”

“Nasıl ki, dişi karınca birleşmeden sonra üreme amaçları için artık lüzumsuz, hatta tehlikeli hale gelmiş olan kanatlarını kaybeder, bir kadın da bir veya iki çocuk doğurduktan sonra güzelliğini büyük bölümü itibariyle kaybeder ve muhtemelen aynı sebepten ötürü.”

“Bir şey ne derece soylu ve mükemmel ise, onun olgunluğa erişmesi de o derece geç ve yavaş olur.”

“Kadınlar bütün yaşamları boyunca çocuk kalırlar, çünkü her zaman içinde bulundukları ana sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler. Gerçek yerine bir şeyin görünüşüne teslim olurlar.”

“Kadınlar zihni bakımdan dar görüşlüdürler. (Bir anlamda miyopturlar)”

“Eğer içinde bulundukları bu ana tahammül edilebilirse çok daha keskin ve kararlı bir şekilde onun tadını çıkarırlar. Kadınlara özgü neşenin kökeni işte budur.”

“Kadınlar; adalet, dürüstlük ve vicdanla ilgili meselelerde erkeklerden daha aşağıdır.”

“Konumları gereği kuvvete değil fakat kurnazlığa bağımlıdırlar.”

“Doğa kadınları da kendi kendini koruması ve savunması için ikiyüzlülük yahut riyakarlık yeteneğiyle donatmıştır.”

“İkiyüzlülük yahut riyakarlık kadınlarda tamamen doğuştandır.”

“Başkalarındaki ikiyüzlülük yahut riyakarlığı bu kadar çabuk görüp fark ediverirler.”

“Kadınlar resim sanatında yine de görülmeye değer tek bir büyük resim ortaya koymuş değillerdir. Bunun tek ve basit nedeni resim sanatında böylesine doğrudan gerekli ve vazgeçilmez unsur olan yaratıcılıktan ve nesnellikten mahrum olmalarıdır. Onlar asla öznel bir bakış açısının ötesine geçemezler, bu her şeyde böyledir.”

“Tutkulu gerçek aşk, birbirine tam olarak uygun düşen iki insanın karşılaşması kadar nadir rastlanır bir şeydir. “

“Karakteriyle uyum içerisinde olan her aşık, sonunda eriştiği hazzın ardından fevkalade büyük bir hayal kırıklığına uğrayacak ve böylesine büyük bir arzuyla istediği şeyin diğer bütün cinsi tatminlerde hiç de farklı bir tarafının olmadığına hayret edecektir. “

“Aşk, başka bir benzeri olmayan bir yanılsamadır.”

“Bir insanın aşkı, bizlere çoğu kez komik, zaman zaman da trajik malzemeler sunar; çünkü aşık bu durumda tür ruhunun etkisi altında olduğundan hem onun tarafından yönlendirilir, hem de artık kendi kendisine ait değildir.”

Arthur Schopenhauer Kimdir?

22 Şubat 1788, Danzig – 21 Eylül 1860, Frankfurt.  Alman bir filozof, yazar ve eğitmendir. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir. Ayrıca Schopenhauer, Friedrich Nietzsche‘nin ilk akıl hocasıdır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir