Daisy Miller

Daisy Miller, Henry James’in ayrı sosyal katmanlara ait iki insan arasındaki ürkek, temkinli ilişkinin görünmez, ama sert duvarlara çarpmasını, alt sınıfı hor gören Amerikan aristokrasini eleştiriyor kitabında. Kitabın giriş, gelişme, sonuç bölümlerini ele aldığımda soft geçişlerden ziyade katı ve keskin geçişlere sahiptir. Sansüre uğramış ama yine de vizyona girmiş bir sinema filmi gibi. Belki biraz daha sertlik yada katılık eklenirse, kitap kitap olmaktan çıkacak gibi…

Daisy Miller Kitap Konusu

Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna‘sını göz önüne aldığımda hikaye yönünden oldukça sönük kaldığını rahatlıkla söyleyebilirim. İsviçre’nin küçük, şirin, minnacık kasabasında başlayan ve Roma’ya kadar sürüklenen tek taraflı bir aşk yaşanıyor Bay Winterbourne ve Daisy Miller arasında.

Daisy Miller yani Annie P. Miller, Amerikalı olma ve Amerika kültürünü de yanında taşıdığı bu yaşamda, kısa süreli yaşadığı Cenova, Roma gibi şehirlerde Amerika kültürünün ve yaşam şeklinin toplumsal sorgulanışı ve eleştirisini yaşıyor. Burada şunu açıklamam gerekir ki, toplumsal sorgulamalar ve eleştiriler bizdeki Anadolu kültürü ile birebir aynı. Bekar olan Annie P. Miller’ın erkekler tanışıp onlarla vakit geçirmesi, kitap karakterleri gözünden oldukça sert eleştiriliyor. Annesi, kardeşi ve uşakları ile birlikte yaşayan Annie P. Miller, oldukça aktif, sosyal ve aynı zaman Winterbourne’nin gözünden oldukça kaprisli, ayakları yere basmayan ve saf olarak canlandırılıyor.

Annie P. Miller’ın annesi sürekli uyku problemi çekerken, kardeşi Randolph yaşadığı yeri beğenmez ve Amerikaya dönmek ister, uşakları Eugenio ise kibar, nazik bir şekilde söylenenleri tekrar eder sadece. Daisy Miller, tesadüfen tanıştıkları Winterbourne’nin aklını başından alır güzelliğiyle, her detayına dikkat eder Winterbourne, Annie P. Miller’ın. Gülüşü, burnu, kıyafetleri…

Kimsenin kimseyi beğendiği dönemde geçer hikaye, kimse kimsenin ayağına gitmez. Herkesin burnu bir karış havada… Aile yapısı, toplum yapısı, kültür yapısı ön plandadır. Herkes kendini ağırdan satar… Bu yüzdendir ki Winterbourne, Annie P. Miller’e olan hislerini sürekli saklar. Daisy Miller’ın, Roma’da bir İtalyan erkeği olan Bay Giovanelli ile çok sık vakit geçirmesi Winterbourne’nin canını sıkar. Daisy Miller’a yakın olma isteği, vakit geçirme isteği ve daha fazlası sürekli aklını kurcalar. Dönem itibariyle Avrupa’da sıtma hastalığının oldukça yaygın olması, karakterlerin bulaşıcı hastalık konusunda kendilerini korumalarını da gerektirir.

Winterbourne, bir gece yalnız başına Roma’da bulunan Colleseum etrafında yürürken, Bay Giovanelli ile Daisy Miller’ı birlikte görür. Annie P. Miller’a sivrisineklerin çok fazla olduğunu ve ilaç kullanmasını söylerken, Giovanelli’ye ise burada bulunmalarının bir hata olduğunu ve sıtmaya yakalanabileceklerini belirterek kızgınlığını dile getirir. Fakat bu kızgınlık birkaç gün sonra yerini sıtmaya yakalanan, Daisy Miller’ın ölümüyle sonuçlanır.

Hikaye yönünden okuyucuyu olarak doymadığımı belirtmeliyim ki, elbette her kitabın aynı etki ve doyuruculukta olması beklenemez. Ama dönemin yaşam şekli, toplumsal ve kültürel etkilerini öğrenmek adına tavsiye edebileceğim bir kitap. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir