Amok Koşucusu: Bir Çılgından Daha Fazlası

Aslında önce Amok Koşucusu nedir? onu anlatmak gerekiyor. Tıpkı güvertede zifiri karanlıktaki gizemli kişinin sorusu gibi “Hiç amok koşucusunu duymuş muydunuz?” sorusunu sormak gerekiyor. Tam da insanı ürperten cinsten bir açıklamada bulunuyor; “Sarhoştan daha fazlası. Çılgından daha fazlası. Bir insanı deli bir köpeğe çeviren, onu cani bir manyağa dönüştüren bir durumdur” diyor.

“Kısmen iklimden, bunaltıcı, nemli, boğucu, en sonunda insanların akıl sağlığını kaybetmesine neden olan havadan olabilir. Amok koşusucusu büyük sıkıntılar içindedir. Kıskançlık, kumarda kaybetme ya da buna benzer şeyler. Sonra aniden ayağa kalkar, hançerini kapar, sokağa fırlar ve nereye gittiğini bilmeden koşmaya başlar. Yoluna çıkan kim olursa olsun onu hançerler ve döktüğü kan onu daha da öfkelendirir. Ağzından köpükler çıkar, koşarken bağırıp çağırır, ağlar ve kan damlayan hançerini sağa sola sallamaya devam eder. Herkes bu deli adamı ölüm dışından hiçbir şeyin durduramayacağını bilir. “Amok, Amok” diye başkalarını uyarmak için bağırırken onun yoluna çıkmamak için çil yavrusu gibi dağılırlar. Kuduz bir köpek gibi vurulana dek. Amok koşar ve öldürmeye devam eder.” Hikayenin özeti tam da bu şekildedir.

Amok Kitap Konusu

Hollanda kolonisinde görev yapan bir doktorun, siyahi tenler arasında beyaz bir tenli kadının kendisine yardıma gelip, aşırı özgüven yüklü tavırlarla bir ricada bulunmasıyla başlıyor her şey. Elbette hikayenin doktor kahramanı ya da artık amok adayı, bu özgüven karşısında ve uzun zamandır siyahi tenler arasında kalmasından dolayıdır ki, bu beyaz tenli kadını oldukça çekici bulur ve özgüvenini kırmaya çalışmaktadır. Fakat işler düşündüğü gibi gitmez. Eşi Yokohama’ya giden Bayan Blank, o dönemde bir başkasından hamile kalmış ve bu durumu orada görev yapan doktorun çözeceğini düşünür. Oldukça gururlu olan Bayan Blank, doktorun tavırları karşısında geri adım atmayarak kaldığı yere döner. Fakat bizim doktor artık bir dönüşüm geçirmeye başlamıştır.

Hastalarının kendisine tanrı gibi davranması, iyileşmek için yalvarması gibi durumlarla sıkça karşılaşmasından dolayı bu beyaz kadının kayıtsızlığı kendisinde büyük çekim yaratmıştır. Bayan Blank’ın bir başkasından hamile kaldığını ve kendisine ihtiyacı olduğunu düşünür, fakat Bayan Blank ilk ve son teklifini yapmıştır doktora. Kafasında hesaplar yapan ve yaklaşık kürtaj-doğum tarihlerini hesaplayan doktor, Bayan Blank’ın kocasının gelme zamanını da aklından geçirmekte ve sürenin daraldığını bilmektedir. Tıpkı Amok Koşucusu gibi, kadının arkasından koşarak onu yakalamaya başlar. Kaldığı yere gider yaptıklarından pişman olduğunu ve kendisine yardım edebileceğini söylemek ister. Fakat Bayan Blank yaşananları olmamış gibi davranır. Ta ki, Bayan Blank’ın Çinli yardımcısının doktoru ansızın çağırıp; metruk, sağlıksız, varoşlardan geçirerek bir kocakarının evine götürene kadar. Bayan Blank yerde çok ciddi kan kaybı yaşamaktadır.

Yaptıklarını, düşüncelerini, pişmanlıklarını, davranışlarını aklından geçiren doktor; kadının kocasını, gururunu ve yaşanacaklarını düşünürken diğer yandan kadını nasıl kurtaracağını bulmaya çalışmaktadır. Fakat artık bizim Bayan Blank yaşama veda etmiştir. Buraya kadar her şey normalken bundan sonra sıra artık “Amok, Amok” bağırmaya gelmiştir. Sessizce ve kimsesizce… Doktor; Bayan Blank’ın ölümünü uzak doğudaki herhangi bir hastalığa bağlayıp, ölümün bölgede normal karşılanabilecek bir nedenden olduğunun alt yapısını hazırlamaktadır ki, ertesi gün kocası geldiğinde kendisine açıklama yapma gereği doğacaktır. Nitekim bu süre zarfında kadını tabuta koyup, tabut açılmamak üzere kapatılmıştır. Zavallı Bay Blank geldiğinde acıya gömülmüş, kahrolmuştur. Karısını da alıp şehri terketmeye başlamıştır. Fakat yol aldıkları gemide bizim Amok Koşucusu doktor da bulunmaktadır. Hani şu zifiri karanlıkta yolcunun yanına gelip,”Hiç amok koşucusunu duymuş muydunuz?” diyen gizemli kişi. Son görevini de yerine getirmek için beklemektedir. Tabutu gemiden indirme esnasında intihar süsüyle atlayıp, tabutun kopup denize gömülmesini sağlayan gizemli kişi… Gerçek bir Amok Koşusucu…

Amok Kitap Yorumu

Müthiş bir film senaryosu, müthiş bir hikaye, harika bir öykü… Stefan Zweig gerçekten tanımakta geç kaldığım bir efsane. Satranç, Yakıcı Sır, Korku hikayelerinden sonra bunu da çok çok beğendiğimi söylemeliyim. Muhtemeldir ki tüm Stefan Zweig serisini bitirmeye ciddi kararlıyım 🙂 Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Altını çizdiğim bir bir-iki satırı da sizinle paylaşmak istiyorum.

“Genç olduğunuzda her zaman ateş ve ölümün bir başkasını bulacağına ve sizi es geçeceğine inanırsınız.”

“İnsan hakları arasında kimsenin elinden alamayacağı bir hak vardır; ‘yardım eden biri’ olmadan insanın ne zaman, nerede ve nasıl isterse nalları dikeceği hakkı.”

Elbette kitap bundan daha fazlasını içeriyor. Film olmayı hakeden bir hikaye, öykü… Eminim beğeneceksiniz. Şimdiden iyi okumalar diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir