Korku

Korku, Stefan Zweig‘ın film olmasını hak ettiğine inandığım Yakıcı Sır ve Satranç hikayelerinden sonra en çok beğendiğim üçüncü hikaye olma özelliğini kazandı. Bir film olmasını gerçekten çok isterdim. Nitekim film tadında bir eser olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bir hikaye ancak bu denli anlatılabilirdi.. Tıpkı bir sinema filmi gibi başlangıç, gelişme ve sonuç müthiş bir uyarlanmış. Özellikle gelişme bölümündeki heyecanın artması ve sonlara doğru bu heyecanın zirve yapmasını anlatamam. Mutlaka okumanızı tavsiye edeceğim hikayeler arasında yerini almıştır.

Stefan Zweig Korku Konusu

İrene, eşi avukat olan Bay Wagner ile mutlu, huzurlu, güzel ve asil bir aile bireyi olmasının yanı sıra iki çocuk sahibi bir annedir. Yaşanılan yerdeki kasıntı haller, tavırlar ve insanlar arasında öylesine sıkılmış ki, genç bir piyanist olan Karl’ın ilgisi onu var olduğu sosyal toplumdan daha fazla etkilemiştir. Nitekim bu etkileşim sonunda Karl ile birlikteliğe kadar ilerlemiştir. Fakat sonrasında birden hayatında değişimler başlamış ve Karl’ın sevgilisi olduğunu iddia eden bir kadın kapısında belirmiştir. İrene’ye kendisine para vermemesi halinde yaşanılanları herkese duyuracağının şantajını yapmaya başlamıştır. Bu durum bir süre sonra süreklilik arzetmeye ve İrene’nin psikolojisini ciddi anlamda bozmaya kadar ilerlemiştir.

Yaşanılan durumdan nasıl kurtulacağı yönünde sürekli fikirler üretmeye çalışan İrene, bu süre zarfında kocasının bu durumdan şüphelenmesi ve durumu öğrenme anındaki tepkisi ve sonrasını düşünmeye başlamıştır. Bir diğer yandan şu an bulunduğu ruh halinden kocasının şüphelendiğini ve anlıyor olabileceğini de göz ardı etmemiştir. Nitekim İrene bu durum içerisindeyken daha önce hiç dikkat etmediği durumları artık daha fazla göz önünde bulundurmuştur. O güne kadar sadece baktığı yerleri, eşyaları ve insanları artık görmeye ve algılamaya başladığının farkına varmıştır.

Hikayede yer alan ve piyanistin sevgilisi olduğunu söyleyen şantajcı kadının son kez kapıya gelmesi ve evin içine girmesinin yanı sıra ev sahibi gibi rahatlıkla hareket etmesi karşılığında dayanamayan İrene, yaptığı şantaj karşısında nişan yüzünü vermek zorunda kalmıştır. Akşam yemeğinde parmağındaki yüzüğü soran kocası Bay Wagner’e ise temizletmek için sarrafa verdiği yalanını söylemiştir. Sonraki gün artık bu işe son vereceği kararını alan İrene bu durumdan hiç bir sonuç almayınca çareyi eczaneye gidip zehir almakta bulur. Tam o sırada arkadan bir el kendini kavrayarak sarar. Bu kocası Bay Wagner’dir. Hiç bir şekilde konuşmayan çift eve kadar birlikte gelir ve Bay Wagner zehri boşaltarak şişeyi fırlatır. Tam o sırada İrene tüm yaşanılanlardan kocasının haberinin olduğunun farkına varır.

Kocası Bay Wagner ise ilk günden piyanist Karl ile olan ilişkisini bildiği karısının, durumu itiraf etmesi ve çocuklarına tekrar annelik yapması adına, tekrar evine dönmesi adına yaşanılanları planladığı ve herşeyden haberinin olduğunu anlatır İrene’ye. Bu durum karşısında derin bir uykuya dalan İrene, yaşanılanları, psikolojisini, çocuklarını, kocasını ve eski mutlu günlerini düşler. Uyandığında ise yüzüğünün tekrar parmağından olduğunun farkına varır. Yaşananlar bir rüya kadar gerçekti ve rüya değildi. Ve tüm bu yaşananlar iyileşme sürecinde olan bir yaradan başka hiçbir şey değildi.

Kesinlikle okumanızı tavsiye ettiğim süper bir eser olan Korku hikayesini kaçırmamanızı öneriyorum. Hikaye ile düşüncelerinizi yorum olarak paylaşmayı unutmayın. Hoşçakalın.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir